TECNO 100 Portraits of Becoming projesiyle teknoloji ve görsel sanatları insan hikâyeleri üzerinden bir araya getiriyor. Dünyaca tanınan görsel sanatçı Angélica Dass ile birlikte hazırlanan iki yıllık proje, Kenya’da çekilen ilk 20 portreyle başladı. Yolculuk Filipinler, Suudi Arabistan, Türkiye ve Brezilya ile devam edecek ve toplam 100 kişinin hikâyesini dijital bir arşivde buluşturacak.
Açıkçası bu projeyi klasik bir marka çalışmasından biraz farklı bir yerde konumlandırmak mümkün. Çünkü burada merkezde yalnızca bir akıllı telefon kamerası ya da yeni bir görüntüleme teknolojisi yok. Asıl mesele, bir insanın nasıl görüldüğü, nasıl temsil edildiği ve fotoğrafın arkasındaki hikâyenin ne kadarının anlatılabildiği.

TECNO 100 Portraits of Becoming nedir?
TECNO ve görsel sanatçı Angélica Dass tarafından hayata geçirilen 100 Portraits of Becoming, iki yıl boyunca beş farklı ülkede gerçekleştirilecek bir portre projesi.
Projenin ilk durağı Kenya oldu. Kenya’da 20 kişinin portresi ve kişisel dönüşüm hikâyeleri kayıt altına alındı. Çalışmanın sonraki durakları ise Filipinler, Suudi Arabistan, Türkiye ve Brezilya olacak.
Toplamda 100 farklı insanın kimlik, seçim, değişim ve gelişim süreçlerine odaklanılacak. Buradaki amaç ise insanları önceden belirlenmiş toplumsal etiketlerle tanımlamak yerine, kendi hikâyeleri üzerinden görünür kılmak.
Bu açıdan proje, portre fotoğrafçılığını yalnızca bir yüzün fotoğrafını çekmenin ötesine taşıyor. Her portre, o kişinin yaşamından bir parçayı da beraberinde getiriyor.

Yapay zekâ çağında insanları nasıl görüyoruz?
Projenin dikkat çekici taraflarından biri de yapay zekânın insanların temsil edilme biçimi üzerindeki etkisine odaklanması.
Yapay zekâ artık yalnızca görüntüleri analiz eden veya üreten bir teknoloji değil. İnsanların nasıl algılandığı, sınıflandırıldığı ve temsil edildiği konusunda da giderek daha fazla rol oynuyor.
TECNO ve Angélica Dass ise bu noktada başka bir soru soruyor: Bir görüntünün arkasındaki gerçek insanı ne kadar tanıyoruz?
Projedeki katılımcılar belirli bir topluluğu veya kuşağı temsil eden tek bir örnek olarak ele alınmıyor. Her biri kendi deneyimleri, seçimleri ve yaşam hikâyeleri üzerinden değerlendiriliyor.
Bence çalışmanın ilginç tarafı da burada. Teknolojinin insanları kategorilere ayırma gücü arttıkça, tek bir görüntünün veya etiketin bir insanı anlatmaya yetmediğini hatırlatıyor.

Angélica Dass: Portre önce insanla başlıyor
Projenin sanat tarafında ise uluslararası alanda tanınan görsel sanatçı Angélica Dass bulunuyor.
Dass, Kenya etabının ardından yaptığı değerlendirmede portrelerin yalnızca teknolojiyle oluşturulmadığını, güven ve karşılıklı iletişimin de sürecin önemli bir parçası olduğunu vurguluyor.
Sanatçı için kamera, karşılaşmanın kendisinden çok bu karşılaşmayı görünür hale getiren bir araç olarak konumlanıyor.
Bu yaklaşım 100 Portraits of Becoming projesinin genel fikrini de özetliyor. Teknoloji burada hikâyenin kendisi olmaktan çok, hikâyenin kaydedilmesini ve daha geniş bir kitleye ulaştırılmasını sağlayan araçlardan biri.
TECNO Universal Tone teknolojisi de projede kullanılıyor
Proje, TECNO’nun CAMON serisinde kullandığı Universal Tone görüntüleme teknolojisinden de yararlanıyor.
Universal Tone, farklı cilt tonlarının görüntülerde daha doğru ve doğal şekilde yansıtılmasına odaklanıyor.
Bu detay özellikle portre fotoğrafçılığı açısından önemli. Çünkü farklı insanların ten renklerini doğru şekilde görüntülemek, yalnızca estetik bir tercih değil, fotoğrafın kişiyi ne kadar gerçekçi yansıttığıyla da ilgili.
TECNO, bu teknolojiyi projenin insan odaklı yaklaşımıyla bir araya getirerek farklı kişilerin doğal görünümlerini ve hikâyelerini dijital ortamda arşivlemeyi hedefliyor.
İlk durak Kenya: 20 farklı hikâye
TECNO 100 Portraits of Becoming projesinin ilk etabı Kenya’da tamamlandı.
İlk 20 portre arasında topluluğu için yeni fırsatlar yaratmaya çalışan girişimci Alex Mutua Muli, yerel yeteneklere alan açan bir yazılım şirketi kuran Alexander Odhiambo ve kadınlar için kaykay topluluğu oluşturan Jelimo Cheboi gibi farklı hikâyelere sahip isimler yer alıyor.
Bu hikâyelerin ortak noktası ise insanların kendileri için çizilen kalıpların dışına çıkması. Proje de tam olarak bu kişisel dönüşüm anlarına odaklanıyor.
Kenya’nın ardından aynı yaklaşım farklı ülkelerin sosyal ve kültürel bağlamlarına göre devam edecek.
Sırada Filipinler, Suudi Arabistan, Türkiye ve Brezilya var
Kenya’dan sonra projenin ikinci durağı Filipinler olacak. Bu bölümde “Beyond Many Labels” yani “Etiketlerin Ötesinde” teması kullanılacak.
Filipinler etabında yalnız annelerin ve yalnız ebeveynlikle bağı bulunan 20 kişinin hikâyesine odaklanılacak.
Ardından proje Suudi Arabistan, Türkiye ve Brezilya ile devam edecek. Böylece iki yıllık süreç sonunda beş ülkeden 100 kişinin portresi ve hikâyesi dijital bir arşivde buluşacak.
Türkiye ayağının ne zaman ve nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin ise paylaşılan duyuruda ayrıntılı bir takvim yer almıyor.
Teknoloji ve insan hikâyesi aynı karede
TECNO’nun bu projedeki yaklaşımı, markanın kamera teknolojisini doğrudan göstermekten biraz daha farklı bir noktada duruyor.
CAMON serisinin görüntüleme teknolojileri ve Universal Tone gibi çözümler projenin teknik altyapısında yer alırken, ortaya çıkan içeriklerin odağında insanların kendi hikâyeleri bulunuyor.
Bu nedenle 100 Portraits of Becoming projesini yalnızca bir fotoğraf arşivi olarak görmek de mümkün değil. Proje aynı zamanda yapay zekâ ve görüntüleme teknolojilerinin hızla geliştiği bir dönemde insanın nasıl temsil edildiğine dair bir tartışma alanı oluşturuyor.
Bugün yapay zekâ ile saniyeler içinde görüntüler üretilebiliyor. Tam da bu nedenle gerçek insanların gerçek hikâyelerini kaydetmek ve bu hikâyelere bağlam kazandırmak daha farklı bir anlam taşıyor.
Story Hunter’ın Son Notu
Teknoloji haberlerinde genellikle yeni telefonun kamerasını, işlemcisini ya da yapay zekâ özelliğini konuşuyoruz. Bu kez hikâye biraz farklı.
TECNO 100 Portraits of Becoming projesinde kamera var ama asıl mesele kamera değil. Asıl mesele kameranın karşısındaki insan.
Kenya’da başlayan ve Türkiye’nin de durakları arasında bulunduğu bu iki yıllık yolculuğun bence en ilginç tarafı burada. 100 farklı insanı tek bir kategoriye sığdırmak yerine, her birinin kendi hikâyesini anlatmasına alan açılıyor.
Yapay zekânın görüntü üretmeyi giderek kolaylaştırdığı bir dönemde, gerçek insanların gerçek hikâyelerini kaydetmek bana ayrıca anlamlı geliyor.
Çünkü bazen teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, anlatılması gereken en önemli şey hâlâ insanın kendisi.
100 Portraits of Becoming yolculuğunun Türkiye ayağını da bu nedenle ayrıca takip etmek gerekecek.