Avrupa Birliği’nin genel amaçlı yapay zekâ (GPAI) modellerini düzenleyen yeni yasası için geri sayım sürerken, teknoloji devlerinden Meta beklenmedik bir adım attı. Şirket, Avrupa Komisyonu’nun yayınladığı yapay zekâ tüzüğünü imzalamayacağını duyurdu.
Meta’nın küresel ilişkilerden sorumlu başkan yardımcısı Joel Kaplan, LinkedIn üzerinden yaptığı paylaşımda, Avrupa’nın yapay zekâ konusunda “yanlış bir yolda ilerlediğini” belirtti. Kaplan, “Tüzüğü dikkatle inceledik ve Meta olarak bunu imzalamamaya karar verdik,” dedi. Ona göre bu yeni düzenlemeler, geliştiriciler için hukuki belirsizlikler yaratıyor ve AI Yasası kapsamının çok daha ötesine geçiyor.
Yeni AB Tüzüğü Ne Getiriyor?
Avrupa Komisyonu’nun yayınladığı bu tüzük, yapay zekâ modelleri geliştiren şirketlere rehberlik etmeyi amaçlayan, şimdilik gönüllü bir çerçeve. Ancak bu çerçevenin kısa süre içinde bir yükümlülüğe dönüşeceği neredeyse kesin. Tüzük, şirketlerden şu yükümlülükleri yerine getirmesini istiyor:
- Yapay zekâ araçları ve hizmetleriyle ilgili belgeleri hazırlayıp düzenli olarak güncellemek
- Korsan içeriklerle eğitilen modellerin önüne geçmek
- İçerik sahiplerinin taleplerine uygun şekilde verisetlerinden veri çıkarmak
- Eğitim verilerinin kaynağını şeffaf şekilde belirtmek
Özellikle içerik üreticilerinin izinsiz kullanılan içeriklere karşı daha fazla hak talep etmesi, bu düzenlemeyle yasal zemine kavuşmuş olacak.
Meta Neden Geri Adım Attı?
Meta, tüzüğün “fazla müdahaleci” olduğunu savunuyor. Joel Kaplan’a göre, Avrupa’nın yaklaşımı yeni nesil yapay zekâ modellerinin geliştirilmesini yavaşlatacak, hatta Avrupa merkezli girişimlerin büyümesini sekteye uğratacak. Şirket, bu kuralların sadece teknoloji devlerini değil, küçük geliştiricileri de zor durumda bırakacağını belirtiyor.
Kaplan’ın açıklaması şöyle devam ediyor: “Bu yasa, yalnızca Meta gibi büyük firmaları değil, Avrupa’da bu teknolojiyi kullanarak iş kurmak isteyen küçük şirketleri de etkiler. Yeniliğin önüne engel koymak, uzun vadede AB’nin dijital rekabet gücünü zayıflatır.”
Tüzüğe Kimler Uyacak?
Tüzük, özellikle sistemik risk taşıyan genel amaçlı yapay zekâ modelleri için geçerli olacak. Yani yalnızca sohbet botlarıyla sınırlı değil; çeviri motorlarından içerik üreticilerine, öneri sistemlerinden güvenlik araçlarına kadar çok geniş bir alanı kapsıyor.
Bu tüzükten etkilenecek başlıca şirketler arasında OpenAI, Anthropic, Google, Meta ve Mistral AI gibi büyük isimler yer alıyor. Bu firmaların, tüzüğün 2 Ağustos 2024’te yürürlüğe girmesinden önce pazara sundukları modelleri için 2027 yılına kadar uyum sağlaması gerekecek.
AB Geri Adım Atmayacak
Meta ve diğer bazı teknoloji devleri, Avrupa Komisyonu’ndan yasanın ertelenmesini istemiş olsa da, Komisyon bu konuda taviz vermeyeceğini açıkça belirtti. Tüzüğün yürürlüğe girmesiyle birlikte Avrupa Birliği, yapay zekâya dair en kapsamlı ve katı yasal düzenlemeyi hayata geçirmiş olacak.
AB, yapay zekâ kullanımlarını risk düzeyine göre sınıflandırıyor:
- Kabul edilemez risk: Davranışsal manipülasyon, sosyal puanlama gibi kullanımlar tamamen yasak
- Yüksek risk: Yüz tanıma, biyometrik izleme, işe alım süreçleri ve eğitim sistemleri bu gruba giriyor
- Düşük risk: Sohbet botları gibi kullanıcı etkileşimi olan ama doğrudan karar almayan sistemler
Peki Ya Diğer Şirketler?
Google, Microsoft ve OpenAI gibi şirketler henüz bu tüzükle ilgili resmi kararlarını açıklamadı. Ancak Meta’nın bu çıkışı, diğer teknoloji devlerinin de benzer bir pozisyona geçip geçmeyeceği sorusunu gündeme taşıdı.
Öte yandan, dijital haklar savunucuları, Meta’nın kararını kullanıcı gizliliğini ve içerik üreticilerinin haklarını göz ardı etmek olarak yorumluyor. Çünkü tüzüğün amacı, yalnızca düzenleme yapmak değil, aynı zamanda kullanıcıları korumak ve içerik üreticilerinin emeğinin karşılığını almasını sağlamak.
Bu Karar Ne Anlama Geliyor?
Meta’nın bu hamlesi, Avrupa’da yapay zekâ regülasyonlarıyla teknoloji firmaları arasındaki gerilimin tırmanacağının işareti. Eğer daha fazla şirket tüzüğü reddederse, AB’nin gönüllü başlayan bu süreci daha katı bir hale getirme olasılığı artar.
Ayrıca Avrupa merkezli girişimler, tüzüğe uymak zorunda oldukları için rekabet açısından dezavantaj yaşayabilir. Bu da bazı şirketlerin ya Avrupa dışına yönelmesine ya da inovasyon süreçlerini yavaşlatmasına neden olabilir.
Özellikle yapay zekâ teknolojilerinin henüz gelişme aşamasında olduğu bir dönemde, katı regülasyonların getirilmesi, AR-GE yatırımlarını yavaşlatabilir ve Avrupa’nın küresel rekabet gücünü düşürebilir. Büyük şirketler bu zorlukların üstesinden gelebilecek kaynaklara sahip olsa da, küçük ölçekli girişimler için bu kurallar ciddi bir engel olabilir. Uzmanlara göre, AB’nin teknoloji politikaları ile inovasyonu dengeli götürememesi, uzun vadede Avrupa’nın bu alanda dışa bağımlılığını artırabilir.