Haluk Tekin
Red Hat Türkiye, Merkez Asya ve Kafkaslar Genel Müdürü
TechnoStory olarak bu hafta, açık kaynak kodlu yazılım ve bulut teknolojilerinin küresel devi Red Hat Türkiye ekibine konuk oluyoruz. Red Hat Türkiye, Merkez Asya ve Kafkaslar Genel Müdürü Haluk Tekin ile yapay zekadan Türkiye’deki yerel yatırımlara, finans ve telekom sektörlerinin dijital geleceğinden IBM ile yürütülen dev ortaklıklara kadar harika bir vizyon yolculuğuna çıkıyoruz. İşte o çok özel röportajımız!
1. Yapay Zeka (AI) ve Kurumsal Demokratikleşme
TechnoStory: Haluk Bey, teknoloji dünyasında muazzam bir AI (Yapay Zeka) dalgası yaşanıyor. Red Hat olarak, açık kaynak felsefesinin yapay zekayı daha demokratik, güvenli ve erişilebilir kılmasındaki rolünü nasıl tanımlıyorsunuz? Red Hat AI çözümlerinin Türkiye’deki kurumlara katacağı en büyük rekabet avantajı sizce ne olacak?
Haluk Tekin: Teknoloji dünyasındaki yapay zeka dalgası, kurumlar için sadece bir inovasyon değil, aynı zamanda altyapı ve maliyet yönetimi zorunluluğudur.
Red Hat AI çözümlerimizin (RHEL AI ve Red Hat OpenShift AI) Türkiye’deki kurumlara sağlayacağı en büyük rekabet avantajı, hibrit bulut esnekliğiyle birleşen operasyonel ve maliyet odaklı inovasyon gücü olacak. Özellikle kurumların en büyük maliyet kalemlerinden biri olan donanım kaynaklarının verimli kullanımı noktasında, gelişmiş GPU paylaşımı (GPU sharing) yeteneklerimizle öne çıkıyoruz. Bu sayede şirketler, pahalı donanım yatırımlarını en üst veri üretkenliğiyle kullanabiliyor, ekipler arasında kaynakları dinamik olarak bölüştürebiliyor.
Bunun yanı sıra, yapay zeka modellerinin canlıya alınması ve yürütülmesi aşamasında sunduğumuz optimize edilmiş çıkarım (inference) altyapısı, kurumlara düşük gecikme süresi ve yüksek performans sağlıyor. Türkiye’deki işletmeler, Red Hat AI ile yapay zeka modellerini ister kendi lokal veri merkezlerinde ister regülasyonlara uyumlu yerel bulut altyapılarında güvenle eğitebilecek, ince ayar ve ölçekleyebilecek. Özetle kurumlara sunduğumuz en büyük avantaj; donanım maliyetlerini minimize eden, çıkarım performansını maksimize eden ve verinin egemenliğini kuruma bırakan, sürdürülebilir bir yapay zeka platformudur.
2. Yerel Yatırımlar ve Açık Kaynak Topluluğu (Open-Source Community)
TechnoStory: Red Hat yalnızca bir teknoloji üreticisi değil, aynı zamanda devasa bir küresel topluluğun lideri. Red Hat’in Türkiye pazarındaki yerel yatırımları ve yerel açık kaynak topluluklarına verdiğiniz desteklerden bahsetmek isteriz. Türkiye’deki yazılımcı ekosistemini ve mühendislik potansiyelini küresel ölçekte nereye konumlandırıyorsunuz?
Haluk Tekin: Açık kaynak bugün sadece kurumsal BT’nin değil; veri tabanlarından uygulama sunucularına, ağ yönlendirmelerinden geliştirici ortamlarına kadar tüm modern teknoloji dokusunun temelini oluşturuyor. Biz de Red Hat olarak Türkiye’deki yatırımlarımızı sadece ticari bir faaliyet olarak görmüyor, yerel yazılımcı ekosistemini büyütecek bir kaldıraç olarak konumlandırıyoruz.
Türkiye’deki mühendislik potansiyeli ve genç yazılımcı nüfusu, adaptasyon hızı yüksek ve küresel ölçekte rekabet edebilecek muazzam bir güce sahip. Yerel topluluklara verdiğimiz desteklerle amacımız, buradaki yeteneklerin sadece açık kaynak tüketicisi değil, aynı zamanda ana kaynak (upstream) topluluklarına yön veren üreticiler olmasını sağlamak. Çünkü biliyoruz ki siber tehditlerin ve teknolojik dönüşümün hızı karşısında izole kalmak bir seçenek değil; yerel ekosistemimizi küresel toplulukla entegre ederek küresel teknoloji liginde en üst sıralara taşıyoruz.
3. Dijital Egemenlik, Finans ve Telekomun Geleceği
TechnoStory: Türkiye’de özellikle finans ve telekomünikasyon gibi yoğun regülasyona tabi olan lokomotif sektörlerde “Dijital Egemenlik (Digital Sovereignty)” ve veri güvenliği en kritik gündem maddesi. Red Hat, Türkiye’deki bankaların ve telekom devlerinin yerel regülasyonlara tam uyum sağlarken, aynı zamanda küresel düzeyde inovasyon yapabilmesini nasıl esnek kılıyor?
Haluk Tekin: Finans ve telekom gibi sektörlerde dijital egemenlik taviz verilemez bir önceliktir. Kurumlar için asıl zorluk, yerel regülasyonlara uyum sağlarken küresel inovasyon hızını yakalayabilmektir. İlginç bir veri paylaşayım: Yayınlanan CVE (güvenlik açığı) sayısı 2016’dan bu yana %520’den fazla arttı. Yapay zeka destekli tarama araçları artık açıkları aylar yerine saatler içinde buluyor. Buradaki en büyük risk, kurumların koordinasyonsuz bir şekilde aynı açıkları keşfedip, kendi içlerinde kalıcı özel çatallanmalar (private forks) ve yamalar geliştirmeye çalışmasıdır. Bu durum kurumsal maliyetleri ve riskleri artırır.
Red Hat olarak biz, bankalarımıza ve telekom devlerimize yerel regülasyon sınırları içinde kalırken bu operasyonel yükten kurtulma esnekliği sunuyoruz. Red Hat Hardened Images, Red Hat Trusted Libraries ve OpenShift Advanced Cluster Security gibi aktif tedarik zinciri çözümlerimizle kurumlara sıfır CVE altyapısı ve çalışma zamanı koruması sağlıyoruz. Böylece regülasyonlara tam uyum sağlanırken, güvenlik yamalarını operasyonel süreçleri aksatmadan, hızla ve güvenle canlıya almalarına olanak tanıyoruz.
4. Hibrit Bulut Esnekliği ve IBM Ortaklığı (Lightwell)
TechnoStory: Şirketler artık tek bir bulut sağlayıcısına bağımlı kalmak istemiyor ve Hibrit Bulut mimarisine yöneliyor. Bu noktada IBM ile gerçekleştirdiğiniz stratejik ortak yatırım olan Lightwell çözümleri büyük dikkat çekiyor. Bulut entegrasyonu ve uygulama modernizasyonunda çığır açan bu ortaklık, Türkiye’deki işletmelerin operasyonel esneklik süreçlerine nasıl yansıyacak?
Haluk Tekin: Hep vurguladığımız gibi, hibrit bulut, kurumlara tek bir sağlayıcıya kilitlenip kalmama (vendor lock-in) özgürlüğü ve operasyonel esneklik sunar. Ancak bu çoklu bulut ortamında yazılım tedarik zincirini güvence altına almak tek bir kurumun tek başına çözemeyeceği kolektif bir zorluktur.
İşte bu döngüyü kırmak için IBM ve Red Hat olarak, yapay zeka çağında yazılım tedarik zinciri güvenliğini yeniden tanımlayan, 20.000’den fazla mühendis ve 5 milyar dolarlık ortak taahhütle desteklenen Lightwell’i hayata geçirdik. Lightwell, Türkiye’deki işletmelerin operasyonel esnekliğine doğrudan şu avantajları yansıtacak:
- Nokta Atışı Düzeltmeler: Yapay zeka ile yüksek hacimli tehditleri tespit edip uzman insan mühendisliğiyle birleştiriyoruz. Kurumların canlı sistemlerde çalıştırdığı kararlı sürümler üzerinde sistemleri bozmayacak cerrahi yamalar uyguluyoruz.
- Sistemlerin Kırılmasını Önleme: Kurumları körü körüne sürüm yükseltme zorunluluğundan kurtarıyoruz.
- “Her Zaman Ana Kaynak”: Geliştirdiğimiz her yamayı orijinal açık kaynak projesine geri gönderiyoruz. Böylece kurumların kendi içlerinde gizli/özel çatallanmalar (forks) oluşturup bakım maliyeti üstlenmesini engelliyor, yamayı kamuya açık kod tabanının bir parçası yapıyoruz.
5. Gelecek Projeksiyonu
TechnoStory: Bir Story Hunter (Hikaye Avcısı) olarak sormak isterim: Bugüne kadar Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğuna çok ciddi hikayeler ve değerler kattınız. Peki önümüzdeki 5 yıllık projeksiyonda, Red Hat’in Türkiye pazarına katmayı hedeflediği en büyük, en heyecan verici “yeni başarı hikayesi” ne olacak?
Haluk Tekin: Önümüzdeki 5 yılın en büyük hikayesi, kurumsal dijital dönüşümü güvenli yapay zeka altyapıları üzerinden yeniden yazmak olacak. Türkiye’deki finans ve kritik altyapı liderleriyle birlikte Lightwell çatısı altında güvenli bir kurumsal takas odası ve ortak istihbarat ağı kurmayı hedefliyoruz.
Bu ağ sayesinde, kurumlardan biri yeni bir güvenlik açığı keşfettiğinde, bu bulgu kamuoyuna açıklanmadan önce koordine edilmiş ve kriptografik olarak imzalanmış üretim kalitesindeki yamalar tüm üyelerle paylaşılacak. İzole keşifler, ortak ve sarsılmaz bir savunmaya dönüşecek.
Açık kaynak modern kurumsal dünyayı inşa etti. Önümüzdeki 5 yılda Red Hat Türkiye olarak yazacağımız en büyük başarı hikayesi; Türkiye’deki tüm büyük işletmelerin, bu küresel yazılım dokusunu tek bir topluluk olarak, açıkta ve çok daha hızlı güvenli kılarak operasyonlarını geleceğe korkusuzca taşımasını sağlamak olacak.