1960’lı yıllarda uzay yarışı, Ay’a ilk kimin ayak basacağı üzerinden şekillenmişti. Bugün ise sahne tamamen değişmiş durumda. Yapay zekânın teknoloji dünyasının merkezine yerleştiği bu yeni dönemde, ülkeler ve teknoloji devleri Dünya yörüngesine yapay zekâ altyapısı taşıma yarışına girmiş durumda. Bu yeni rekabet alanında öne çıkan ülke ise Çin.
Son paylaşılan bilgilere göre Çin, alçak Dünya yörüngesinde çalışacak bir “uzay süper bilgisayarı” geliştirme konusunda önemli bir avantaj elde etmiş durumda. ABD ve Çin, Dünya dışına kurulacak ilk büyük ölçekli yapay zekâ veri merkezini hayata geçirme hedefiyle ilerlerken, Çin’in attığı adımlar bu yarışta liderliği ele geçirdiğini gösteriyor.
Uzayda Yapay Zekâ Altyapısı Yarışı Başladı
Yapay zekâ sistemlerinin giderek daha fazla enerji, su ve soğutma kaynağına ihtiyaç duyması, bu altyapıların Dünya üzerindeki sürdürülebilirliğini tartışmalı hâle getirdi. Bu noktada uzay tabanlı veri merkezleri, hem enerji verimliliği hem de çevresel etkilerin azaltılması açısından yeni bir çözüm olarak öne çıkıyor.
Çin’de, Pekin’de bulunan Çin Bilimler Akademisi’ne bağlı Hesaplama Teknolojileri Enstitüsü (ICT) bünyesinde çalışan araştırmacılar, 10.000 yüksek performanslı hesaplama kartından oluşan bir yapay zekâ veri merkezini uzaya taşımayı hedefliyor. Bu proje, yalnızca deneysel bir girişim değil; uzun vadede tam ölçekli yörüngesel bir süper bilgisayarın temeli olarak görülüyor.
ABD’li Teknoloji Devleri de Yarışta
Çin’in bu hamleleri karşısında ABD cephesinde de ciddi bir hareketlilik söz konusu. Elon Musk, Jeff Bezos ve Google CEO’su Sundar Pichai gibi isimler, kendi uzay tabanlı yapay zekâ projeleri için yüz milyarlarca dolarlık yatırımlar planlıyor.
- Jeff Bezos ve Blue Origin, bir yılı aşkın süredir uzayda çalışacak yapay zekâ veri merkezleri üzerinde çalışıyor.
- Elon Musk, Starlink uydularını gelecekte yapay zekâ hesaplama yüklerini taşıyabilecek şekilde güncellemeyi hedefliyor.
- Google cephesinde, Sundar Pichai’nin açıkladığı Project Suncatcher, uydulara yerleştirilen mikro sunucu raflarıyla başlıyor ve başarılı olması hâlinde ölçeklendirilmesi planlanıyor.
Bu projelerin her biri iddialı olsa da, şu an için en somut adımı atan taraf Çin ve Çin destekli girişimler olarak öne çıkıyor.
Starcloud ve Uzayda Eğitilen İlk Yapay Zekâ
Bu yarışta dikkat çeken bir diğer aktör ise Nvidia destekli girişim Starcloud. Şirket, geçtiğimiz ay Starcloud-1 uydusunu başarıyla uzaya gönderdi. Bu uyduda yer alan Nvidia H100 grafik işlem birimi, uzaya gönderilmiş en güçlü yapay zekâ çipi olma özelliğini taşıyor.
Bu çip:
- 80 GB bellek kapasitesine sahip
- Daha önce uzaya gönderilen herhangi bir çipten yaklaşık 100 kat daha güçlü
- Uzay ortamında büyük dil modellerini çalıştırabilecek düzeyde
Starcloud-1 ile birlikte bir ilke de imza atıldı. NanoGPT adlı büyük dil modeli, ilk kez uzayda eğitildi. Bu model, OpenAI kurucu ortaklarından Andrej Karpathy tarafından tasarlanmıştı. Starcloud-1 şu anda Google’ın açık kaynaklı büyük dil modeli Gemma ile çalışıyor. Bu da Nvidia GPU’larının uzaydan bir LLM çalıştırdığı ilk örnek anlamına geliyor.
Uzay Veri Merkezlerinin Çevresel Avantajları
Uzayda konumlandırılan yapay zekâ veri merkezlerinin en önemli avantajlarından biri, enerji verimliliği. Dünya üzerindeki veri merkezleri:
- Büyük miktarda elektrik tüketiyor
- Soğutma için ciddi miktarda su harcıyor
- Karbon salımına neden oluyor
Starcloud gibi projelerde ise güneş enerjisi doğrudan kullanılabiliyor. Şirketin iddiasına göre uzay veri merkezleri, Dünya’daki muadillerine kıyasla 10 kata kadar daha az elektrik tüketebiliyor.
Starcloud ekibi bu vizyonu daha önce yayımladıkları teknik dokümanda şu sözlerle özetlemişti:
“Gigawatt ölçeğinde yörüngesel veri merkezleri, uzay tarihinin en iddialı projeleri arasında yer alıyor. Yapay zekânın sürdürülebilir şekilde gelişmesi için bu altyapılar gerekli.”
Çin’in Uzaydaki Yapay Zekâ Hamleleri
Çin, bu alanda yalnızca tek bir projeye bağlı kalmıyor. Guoxing Aerospace ve Zhejiang Lab iş birliğiyle geliştirilen bir projede, 12 uydu alçak Dünya yörüngesine yerleştirildi. Bu sistem, uzaydaki ilk hesaplama takımyıldızı olarak tanımlanıyor.
Bu yapay zekâ sistemi:
- 5 peta işlem/saniye hesaplama gücüne sahip
- 8 milyar parametreli bir model kullanıyor
- Ticari uygulamalara yönelik senaryolar için test ediliyor
Bu yapı, gelecekte tam anlamıyla yörüngede çalışan bir süper bilgisayarın öncülü olarak görülüyor.
Çin merkezli Zhongke Tiansuan şirketi ise 2022 yılında yüksek performanslı çipler içeren bir uzay bilgisayarı fırlatmıştı. Bu uydu, performans olarak Starcloud’un gerisinde kalsa da 1.000 günden fazla süredir yörüngede stabil şekilde çalışmaya devam ediyor. Bu durum, Çin’in uzay bilişimi konusundaki mühendislik tecrübesini ortaya koyuyor.
Uzay Ortamının Zorlukları
Uzayda çalışan bilgisayar sistemleri, Dünya’daki veri merkezlerine kıyasla çok daha zorlu koşullarla karşı karşıya:
- Roket fırlatma sırasında oluşan şiddetli titreşimler
- Mikro yerçekimi
- Aşırı sıcaklık farkları
- Güneş rüzgârlarından gelen yüksek enerjili parçacıklar
Tüm bu faktörler, hassas yarı iletken bileşenler için ciddi riskler oluşturuyor. Bu nedenle hem Çinli hem de Batılı laboratuvarlar, radyasyon dayanımı yüksek çipler ve özel soğutma çözümleri üzerinde çalışıyor.
2030’lara Doğru Uzayda Süper Bilgisayarlar
Uzmanların büyük bir kısmı, 2030’lu yıllarda tam kapasiteyle çalışan uzay süper bilgisayarlarının mümkün olabileceğini düşünüyor. Çin’in mevcut ilerleme hızı ve ABD’li teknoloji devlerinin artan yatırımları, bu hedefin yalnızca teorik olmadığını gösteriyor.
Bu yarışın kazananı, yalnızca teknolojik üstünlük değil; yapay zekânın gelecekte nasıl, nerede ve hangi kaynaklarla çalışacağını da belirlemiş olacak.