Lyft CEO’su: “Biz İyi Olan Uber’iz”
David Risher, Lyft’in fiyatlarını düşürdüğünde ısrar ediyor ve sadece rakiplerinin uygulamasını kontrol eden müşterilerin masada fazla para bıraktığını iddia ediyor.

Üç yıl önce Lyft zor durumdaydı. Sürekli Uber’in gölgesinde kalan şirket, tamamen yarış dışı kalma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Kurucular dümendeydi ve Mart 2023’te işleri tersine çevirmesi için eski Microsoft ve Amazon yöneticisi David Risher‘ı işe aldılar. Yeni CEO, şirketin hizmetlerini diğer ülkelere genişletti, Waymo ve Nvidia ile anlaşmalar yaptı, yolculuk iptallerini azalttı ve sürücülere daha fazla ödeme yaptı.
Daha bu hafta Lyft, New York’taki müşterilerinin seçenekleri arasında taksileri de göreceğini duyurdu. Şirket şu anda kâr bildirse de araç çağırma pazarında açık ara ikinci sırada ve hisseleri bu yıl düşüşte. Yakın zamanda Risher ile Lyft’in geleceği, Uber’e olan önyargılı bakışı ve teknoloji şirketlerine ya da sivillere ait otonom araç filolarını yönetme planları hakkında konuştum.
STEVEN LEVY: İşleri tersine çevirme misyonunuzda ne durumdasınız?
DAVID RISHER: Geldiğimde pazar payı kaybediyorduk; Lyft diğerine [Uber’e] kıyasla yüzde 26 veya 27 civarındaydı. Yılda 300 milyon dolar para kaybediyorduk. İşler iyi görünmüyordu.
Ben Jeff Bezos okulunda yetiştim, bu yüzden geldiğimde tüm odağım ‘müşteri takıntısı’ oldu. Fiyatları düşürebilmek adına maliyet pozisyonumuzu düzeltmek için çeyrekler boyunca uğraştık. Sürücü ücretlerini artırdık; çünkü sürücüler yeterince maaş almazlarsa çok sinirlenme eğiliminde olurlar, harika bir hizmet sunamazlar ve platformu terk ederler. Yeniden inovasyon yapmaya başladık. Sonuç olarak bugün kârlıyız. Şimdiye kadar gördüğümüz en yüksek sürücü memnuniyet oranlarından bazılarına sahibiz ve yolcularımız geri dönüyor. Pazar payımız da şu an yaklaşık yüzde 31 puanına çıktı.
Yine de hisseleriniz düşüşte.
Analistlerimiz ve yatırımcılarımız çeyrekten çeyreğe büyümemize bayılıyor, ancak onlar da sektördeki belirsizliği görüyor.
Yüzde otuz bir halen açık ara ikincilik anlamına geliyor. Geçen gün bir manşet gördüm: “OpenAI, Lyft Olma Yolunda mı?” Haberin araç çağırma sektörüyle bile alakası yoktu! Bir daha böyle bir manşet görmemek için ne yapmanız gerekiyor?
Bu muhtemelen yanlış bir varsayım. Kuzey Amerika’da yılda bir milyar yolculuk gerçekleştiriyoruz. Diğerleri belki iki milyar yapıyordur. [Uber rakamları coğrafi olarak açıklamıyor ancak küresel çapta yılda yaklaşık 14 milyar yolculuk bildiriyor] İkimizin toplamı 3 milyar yolculuk ediyor. Oysa insanlar kendi özel araçlarıyla her yıl 160 milyar yolculuk yapıyor. Dolayısıyla, büyüyebileceğiniz devasa bir pazar var.
Son birkaç yılda pazar payı kazanmamızın nedeni, hizmetimizin daha iyi olmasıdır. Sizi ortalamada diğerlerinden daha hızlı alıyoruz. Sürücü iptallerini azalttık. Bir sonraki aşama ise, çok temel bir önermeye dayanan “Paran Cebinde Kalsın, Lyft’i Kontrol Et” adını verdiğimiz hamledir: Eğer bir yolcuysanız ve sadece diğer uygulamaya bakıyorsanız, masada para bırakıyorsunuz (fazla para ödüyorsunuz) demektir. Eğer insanlar her seferinde kontrol etselerdi, yüzde 50’den fazla pazar payına sahip olurduk. Size söz veriyorum.
Dün oğlum arızalanan bir trende kalmış ve birkaç durak ilerideki istasyona gitmesi gerekiyordu. Uber 70 Dolar, Lyft ise 130 Dolardı.
Onları kaybettiğimizden daha çok yenmeye çalışıyoruz, ancak farklı algoritmalarımız, farklı verilerimiz var. Bunun doğru olduğundan emin olmak için her şeyi dindar ve saplantılı bir şekilde kontrol ediyoruz.
Sık sık hem Uber hem de Lyft sürücülerinden, şirketlerin çok büyük bir kesinti yaptığını duyuyorum. Bu şikayet geçerli mi?
Kısa cevap hayır. Elbette bu endüstrinin ilk günlerinde büyük, etkili sürücü teşvikleri vardı ve bunları hatırlayan veya o günleri hatırlayan arkadaşları olan sürücüler hâlâ var. Sigorta masrafları düşüldükten sonra asla ama asla yüzde 30’dan fazlasını almayacağız.
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın yükünü kim üstleniyor?
Yakıt alımından sürücüler sorumlu, bu nedenle nihayetinde elbette faturayı onlar ödüyor. Ancak biz de elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz.
Sürücüleri memnun etme endişesinden kurtulmanın bir yolu var: Onları otonom araçlarla değiştirmek. Nashville’de Waymo ile, onların araçlarına hizmet verdiğiniz bir anlaşmanız var.
Birçok şirketle ortaklık kuruyoruz, ancak Waymo ortaklığımız belki de en önemlisi. Bir Waymo aracı nasıl çağrılırsa çağrılsın, filo yönetimini biz yapacağız. Yani bizim işimiz, araçların 7/24 esasına en yakın şekilde müsait olmasını sağlamaktır. Orada öylece duran, şarj edilmemiş, temizlenmemiş araçlar para kazandırmaz. Bu kötüdür. Bu, ortağımızın (bu durumda Waymo’nun) varlıklarından para kazanmasına yardımcı olacağımız yollardan biridir. İkinci kısım ise arz paylaşımıdır: Bu yılın ilerleyen günlerinde otonom araç filosu, hem Waymo uygulamasında hem de Lyft uygulamasında kullanıma sunulacak.
Yani temel olarak Waymo bir Lyft sürücüsü gibi mi davranıyor?
Evet, tıpkı bir sürücü gibi onlar da bir tedarikçi. On yıl içinde, otonom sürüş teknolojisine sahip olmayan bir araba almak, manuel vitesli bir araba almak gibi olacak; alabilirsiniz ama muhtemelen almazsınız. Bugün, Lyft platformunda araç kullanmak istiyorsanız iki şey yapmanız gerekir: Arabanızı kullanıma sunmalısınız ve zamanınızı harcamalısınız. On yıl sonra, pek çok insanın kendi kendine gidebilen arabalara sahip olduğu bir dünyada, sadece arabanızı kullanıma sunmanız gerekecek; ve araba geri döndüğünde, onun temizlenmesini ve bakımının yapılmasını isteyeceksiniz. Filo yönetimi tam olarak burada devreye giriyor.
Tahminimce hayaliniz Lyft’in bu iki şirket arasında bir numara olması.
Elbette, çünkü hizmetimiz daha iyi. Ayrıca şunu da düşünüyorum –söylemesi benim açımdan biraz itici olsa da, benim bu sözümü alıntılayabilirsiniz– bence biz “iyi olan Uber’iz.”
Uber’in hâlâ kötü (şeytani) olduğunu mu söylüyorsunuz?
Evet. (Duraklıyor.) Hayır, bu çok ağır bir ifade. İki şirket de çok farklı şekillerde belli ki oldukça iyi işler çıkardı. Diğer şirketteki insanlarla konuştuğumda, eylemlerimizin sözlerimizle bir olmasına; yani müşteri takıntılı olmamıza gerçekten saygı duyuyorlar. Bizim ekonomimizi tersine çeviren büyük değişim bu oldu ve bundan vazgeçmeyeceğiz. Bu avantajlar zamanla katlanarak artacak.