Dünya çapındaki içerik üreticilerinden milyonlarca şarkıya ve diğer içeriklere erişimi sağlayan dijital müzik, podcast ve video hizmeti Spotify’ın kullanıcıları, uygulamanın bu hizmeti sağlamasının yanı sıra kişiselleştirilmiş öneriler aracılığıyla abonelerinin tercihleri ile ilgili doğru önerilerde bulunmasını önemsiyor. Özellikle müziğe erişimi kolaylaştıran bir uygulama olan Spotify, günde ortalama iki saatten fazla zaman geçiren 615 milyondan fazla kullanıcıyla birçok kişinin hangi müziği dinleyeceği konusunda büyük bir etkiye sahip.
Spotify’ın, türleri gruplandırma ve adlandırma işinden sorumlu eski Veri Simyacısı ve You Have Not Yet Heard Your Favourite Song kitabının yazarı Glenn McDonald, Spotify’ın size hangi şarkıları çalacağının çoğunlukla “bir tür işbirlikçi filtrelemeyle belirlendiğini” söylüyor. McDonald, “Sizinle aynı şeyleri dinleyen diğer dinleyicileri bulun ve bu kişilerin toplu olarak başka neler dinlediğine bakın. Spotify’da belirli sanatçıların her yerde bulunmasını daha da açıklayabilecek bir şey, bu algoritmaların size daha çok veya daha az tanıdık şarkılar, daha yeni veya daha eski şarkılar, daha çok veya daha az sanatçı çeşitliliği sunmak üzere nasıl ayarlanabildiğidir. Bu şekilde Spotify, kullanıcıların daha az bilinen müzisyenleri keşfetmesine veya liste başı teklileri öne çıkarmasına yardımcı olabilir” diyor.
Veri Mühendisi Glenn McDonald ayrıca daha fazla öneri sürecini, doğrudan müziğin kendisine dikkat etmek yerine sonuçları, daha uzun dinleme süresi veya daha fazla şarkı çalınması gibi, optimize etmeye çalışan yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi sistemlerine devretme eğilimi olduğunu fark ettiğini belirtiyor. Bu, uygulamanın dinleyicinin en çok keyif alacağı şarkıları çalmayı hedeflemek yerine, daha az dinlenme sayılarına sahip, geri planda kalan müziklere veya daha kısa şarkılara yönlendirme yaptığı anlamına geliyor.
Algoritmalardan Kaçamazsınız; Ancak Yönlendirebilirsiniz
Bu algoritmalardan kaçınmanın bir yolu olmasa da bu durum, hangi yeni müziği keşfedeceğinizi kontrol ettikleri anlamına gelmiyor. Glenn McDonald, “Algoritmaların size pasif dinleme sağlamasını istemiyorsanız, aktif olun” diyor. Spotify’da, ‘Hayranlar Ayrıca Şunları da Beğendi’ ve ‘Şurada Keşfedildi’ özelliklerini öneriyor. Z Kuşağı ve Genç Y Kuşağı, eski nesillere göre yüzde 30 daha az radyo dinlediği için, radyo aracılığıyla yeni müzik keşfetme olasılıkları daha düşük olsa da dinleme alışkanlıklarını çeşitlendirmek için yayın akışının dışında yollar buluyorlar.
Sosyal medyada müzik keşfetmek, Spotify’da olduğu gibi aynı kısıtlayıcı algoritmalara kendinizi kaptırma riskini taşısa da Tik Tok ve Instagram‘ın dinlemeyi etkilediğine şüphe yok. Plak şirketleri, sanatçıları müziklerini Tik Tok’ta tanıtmaya veya her zaman ulaşılması zor viraliteyi yakalamak için danslar yapmaya teşvik ediyor. Ancak bu platformlarda müzikle etkileşim kurmak, daha geleneksel, kulaktan kulağa yayılan bir tarz da gerektirebilir.
İlk olarak 1950’lerde Japonya’da ortaya çıkan ve artık müzik beğenisini ön planda tutarak sosyal bir deneyim sağlayan dinleme barlarının son zamanlarda giderek popülerleşmesi de müzik keşfine yönelik yüz yüze yaklaşımların daha fazla gelişeceğini gösteriyor. Ülkemizde de yaygınlaşması dileğiyle diyelim.